Ana Sayfa
Yaşar Kemal Maden'de
 2 Ekim 1957 tarihli Cumhuriyet Gazetesi

Elazığ'da C.H.P. daha şanslı görünüyor

Köylü kimi görürse ondan oluyor, hangi tarafı tuttuğu ise içinde... Buna rağmen birçokları bana D.P. den şikayet ettiler.

(Arkadaşımız Yaşar Kemal Elazığ'dan bildiriyor)

Elazığ- 1954 seçimimde de Elazığ'daydım. Halkla, köylüyle, kentliyle konuşuyordum. Halk Partisi, dedim miydi adeta ürperiyordu halk. Tabii koyu Halk Partililer, Halk Partisi'nde kalmağa inat etmişler müstesna. 1954 Kore kahramanı Albay Celal Dora burada görülmemiş bir şekilde karşılanmıştı. Albay Celal Dora Halk Partisi'nin adayıydı. Bu karşılamayı gören Elazığ'da mutlaka C.H.P. kazanır derdi.

Seçim propagandası için Celal Dora'yla Maden İlçesinin bir köyüne gitmiştik. Bizi çoluk çocuk bütün köy karşılamıştı. Kalabalığın arasından çıkan bir kadın bize doğru geldi, Celal Dora'nın eline yapıştı:

--Beg, sana canım kurban ama, reyim yoktur, dedi.

Hep böyleydi. Köylüler D.P. diyorlardı da bir şey demiyorlardı.

1954'te Baskil köylerinde hemen hemen hiç muhalife rastlamadımdı. Şimdi çok muhalif var. Malatya'yla Elazığ arasında bir durak var. Kahvemsi bir yer. Adına Musapalas diyorlar. Bir gün akşama kadar Musapalas'ta yüzden fazla köylüyle konuştum. Bu köylülerin çoğu Elazığ'ın Baskil İlçesindendi. Bu yüz köylünün yüzde sekseni koyu muhalif çıktı. Ben bu işe şaştım. Üç yılde köylülerde bu ne değişme? Akıl almaz. Şehir başka. Ama köylüler?..

Sordum:

--Kalkınmadınız mı?

Bir kişi değil, beş kişi değil, bir çok insan:

--Kalkınanlar var. Her köyden birkaç kişi. Hem de öyle kalkındılar ki.. Şiştiler.

Bir köylü beni geçen seçimden tanıyordu:

--Sen, dedi, geçen seçimle bu seçim arasında köylüde bir fark görmedin mi?

--Yok, dedim.

--Nasıl olur bey, hele bir bak.

Baktım, düşündüm yok.

--Bulamıyacaksın, dedi. Ben söyleyim. Geçen seçimde yalınayak insan daha çok değil miydi?

--Bilmem.

--Şimdi yalınayak insan görüyor musun?

--Görmüyorum. Nedendir peki?

Güldü:

--Kalkındık.

--Yok canım.

--Bak, dedi, bey, bu yıl buralarda şap hastalığı salgını oldu. Sığırlar öldü. Köylü de derisini çarık yaptı.

Bugüne kadar D.P. Elazığ köylüsüne de bir şey yapmamış. Vebali günahı söyliyenlerin boynuna. Hangi köylüyü gördümse şikayet etti. Ben hep muhalifine mi rastlıyorum ne?

Elazığ'da dört partinin dördü de var. Dördü de seçimi kazanacağından emin. Hem o kadar eminler ki.. Milletvekilliği mazbatası hepsinin cebinde sanki. 27 Ekim gelsin Ankara'ya gitsinler. Onu bekliyorlar. Gerçekten her partinin de teşkilatı var. Köylere kadar kol salmışlar. Her partinin de aydın, sevilmiş kimseleri var. Elazığ'ın otuz kadar Avukatı var. Her partinin aday listesinde bir sürü Avukat var.

Hürriyet Partililerle bir köye gidiyorduk. Karşımızdan yaşlı bir köylü geldi. Durduk.

--Hangi partidensin, baba? dedik.

--Demokrat, dedi.

--Biz Hürriyetçiyiz baba. Allahaısmarladık.

Adam bir telaşlandı. Kızardı bozardı.

--Yok babam, dedi, Vallahi billahi ben Hürriyetim. Kardaşım da köyün ocak başkanı.

--Doğruysan gel köye gidelim de ispat et.

Aldık köye götürdük. Gerçekten kardeşi Hürriyet Partisi ocak başkanı çıktı.

Köylü kimi görse ondan oluyor. Hangi tarafı tuttuğu içinde.

Bunu adaylar da çok iyi biliyorlar. Onun için köylüye yaranmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.

Bir sıhhat memuru anlattı: ''Bir gün bir köye girdim. Köyün ortasında, aday olacak ağalardan biri oturmuş, başında otuz kadar köylü. Konuşuyorlar. Ağa, eli çantalı beni görünce çağırdı. Nesin diye sordu. Sağlık memuruyum, dedim. Şu adamların her birine bir iğne yap, dedi. Bey, dedim, bunlar sağlam adamlar. Nelerine iğne yapayım? Sesini yükseltti. Yap! Yap ki daha sağlam olsunlar benim köylülerim. Oturdum her birine birer vilkanfire yaptım. Otuz kişinin otuzuna da. Ağa bana paramı verdi saydı. Dedi ki yolda belde hangi köylümü görürsen yakala iğne yap. Sağlam, sıhhatli olsunlar. Söyle ki bu iğneleri ben ısmarlıyorum onlara. Sonra ay başında gel paralarını al''

Daha buna benzer neler de neler.

Buralarda birde rey satıcıları türemiş. Bunlar ortaya çıkıyor, falanca partiye gidiyor. Benim iki köylük reyim var diyor. Şu kadar para verirseniz sizin partiye satarım. Veriyorlar. Bunlar tanınmış adamlar. Denenmiş adamlar. Sonra seninki gidiyor köyünü öteki partiye de satıyor. Böyle dört partinin dördüne de rey satanlar var. Bir çok komisyoncunun ipliği pazara çıkmış ya, bir çokları da köy satmakla hala meşguller.

Gelelim bu karışıklık, bu hayhuy içinde partilerin şansına.

Geçen seçimde D.P. 48 bin, C.H.P. 33 bin oy almıştır. Arada 15 bin oyluk bir fark vardır ki önemlidir. Bu seçimde bir de ortaya Hürriyet Partisi çıkmıştır. Hürriyet Partisi biliyoruz ki D.P.'yi parçalamıştır. Burada Hürriyet Partisi çok gelişmiştir. Bilhassa Maden, Baskil, Palu'da öteki partilerden kuvvetlidir. Merkezde de gittikçe kuvvetleniyor. D.P. parçalanmakla kuvvetini epeyce kaybetmiştir. 1954 seçimine bakarak ben burada D.P.'nin yıkılamıyacağını sanıyordum. Malatya'yla Elazığ birbirlerini çekemezler. Malatya C.H.P.'ye oy verdikçe Elazığ C.H.P.'ye oy vermez sanıyordum. Geldim gördüm ki Hürriyet Partisi durumu çok değiştirmiş. Bugün burada her üç parti de aşağı yukarı aynı şansa sahip. Ne bir aşağı, ne bir yukarı..

Yalnız D.P. ile C.H.P.'nin teşkilatları geniş ve yaygın. Hürriyet Partisi'nin tek zaafı yeni olması. Daha teşkilatını yapamaması. Halbuki arzuya bakarsak Hürriyet Partisi... Muhalefet şansıyla birlikte geniş teşkilatı ile C.H.P... durmadan çalışması ile Demokrat Parti...

Burada Hürriyet Partisi'nin bütün sempatisine rağmen verdiği teşkilat açıklığından dolayı durumu şüpheli. Parçalandığından ve Elazığ merkezini tamamen kaybettiğinden dolayı D.P.'nin şansı eski şansı değil.

Halk Partisi'ne gelince, şartlar burada onun lehine çalışıyor. Ama C.H.P. teşkilatı çalışmıyor.

Burada şimdiden bazı propagandalar çarpışmaya başladı. Burada çok müridi olan bir Şeyh Kazım var. Oğlu D.P.'den aday olacakmış. D.P.'liler Şeyh Kazım'a çok güveniyor, diyorlar.

Halk Partisi ve Kemal Zeki Gencosman'ın aleyhine bir dini propaganda daha var: 1950 yılında Kemal Zeki Gencosman Ulus'ta Arapça Ezan hakkında bir makale yazmış. Makalede dünyadaki bütün İslam memleketlerinde Ezan'ın kendi dilleri ile okunduğu yazılmış. 1954 Halk Partisi ve Kemal Zeki Gencosman aleyhine en büyük propaganda silahı olarak bu makale kullanılıyordu. Ulus'un yüzlerce nüshası elden ele dolaştırılıyordu.

Kulaktan kulağa da Kemal Zeki'nin o makalede:

''Kulağıma kurşun akıtsalar da Arapça Ezan'ı duymasaydım'' dediği söyleniyordu.

Bugünlerde bu makale gene ortada.

Bütün bunlara rağmen, az da olsa, C.H.P. şanslı.




Yazarı: Lütfi ERGENE