Ana Sayfa
Yıldızlar Holding'den Açıklama
 ELAZIĞ - MADEN BAKIR PROJESİ VE BÖLGEDEKİ DİĞER MADEN PROJELERİMİZ HAKKINDA BİLGİ NOTU (ANKARA -16.04.2008)


Elazığ- Ergani Bakır İşletmeleri yüzlerce yıl çalışmış bölge ve ülke ekonomisine önemli katkılarda bulunmuş bir işletmedir. Ancak son dönemde gerekli etüt çalışmaları yapılamamış, tesis modernize edilememiş ve bunun sonucunda da bölgede üretim durmuştur. Eti Holding A.Ş. söz konusu maden işletmesinin ruhsat, arsa ve tesislerinin devrine ilişkin olarak 08.05.2007 tarihinde açık artırma yolu ile ihale düzenlemiştir. İhale sonucunda KDV dahil 27.000.000 YTL bedel ile ihale şirketimizde kalmıştır. 20.07.2007 tarihinde Eti Holding ve Şirketimiz arasında sözleşme imzalanmıştır.

Şirketimizce Elazığ bölgesinde üç aşamalı bir yatırım programı planlanmaktadır. İlk aşamada söz konusu fabrikanın 200 ton/saat olan kapasitesini devreye alınması planlanmış ve bu kapsamada aşağıdaki çalışmalar yapılmıştır.

Cevre ve Orman Bakanlığı'ndan Tesis ile ilgili ÇED izni alınmıştır,
Devlet Su isleri Genel Müdürlüğü'nden su kullanım izni alınmıştır.
Meden işleri Genel Müdürlüğü'nde isletme izinleri alınmıştır.
Elazığ Valiliği'nden Özel Güvenlik İzni alınmıştır.
40 kişilik ekiple fabrikada demontaj çalışması başlamıştır..
Tesis için 2 adet 2850x 6500 mm ölçüsünde Bilyalı Değirmen Ersel Makineden satın alınmıştır. Mayıs- Haziran döneminde sahaya getirilecektir,
Kırıcılar yeni ünitelerle birlikte sirketimiz bünyesinde rehabilite edilmektedir.
Yeni Filtre ve Tikiner Ant Grubundan satın alınmıştır. 4 ay içerisinde imalat tamamlanacaktır.
Yeni 5 ve 15 m3 kapasiteli flatasyon selulleri yurt dışından sipariş edilmiş, 4 ay içerisinde teslimatı tamamlanacaktır.
Maden İsletmesinde çalışacak iş makineleri Borusan Grubundan, Kamyonlar ise MAN Grubundan satın alınmıştır.
Tesisi trafo ve elektrik isleri şirketimizin kendi bünyesinde karşılayacak şekilde projelendirilmiştir.
Tesisin Maden sahalarında, ( Dutpınar, Caferağa , Hacan , Anayatak, Tesis Alanı, Weiss ve Papazın Bağı sektörlerinde) 4 adet sondaj makinesi ile 72 adet sondajla toplam 6828.8 metre sondaj yapılmıştır. Bu sondajlar sonucunda bakır ve krom rezervleri geliştirilmiştir.

Maden Belediyesi tarafından belirlenen fabrika alanına ilişkin emlak Rayiç Bedeli bölgenin 80 kat fazla olduğu tespit edilmiş bu kapsamda Elazığ Sanayi ve Ticaret Odası yolu ile rayiç; bedele itiraz edilerek Malatya İdari Mahkemesinde dava açılmıştır, Bu konuda hakkaniyet içinde çözüm beklemekteyiz.

Sonuç olarak yatırımın ilk aşama süratle tamamlanmakta olup 4- 5 ay içerisinde tesisin devreye alınması planlanmaktadır. Tesis devreye girdiği zaman 20.000 ton/yıl Bakır Konsantresi üretilecektir. Tesis de şu anda sondaj ekibi dahil yaklaşık 100 kişi istihdam edilmektedir. Tesis işletmeye girdiği zaman Maden İşletmelerinde ve Tesisde istihdam artırılacaktır.

İkinci aşama olarak mevcut rezervlerin yanında aşağıdaki maden sahaları satın alınarak etüt ve sondaj çalışmaları sürdürülmektedir.

Eti Holding' den ihale yolu ile alınan IR 17943 Arıcak Bakır sahası
Eti Holding 'den ihale yolu ile alınan IR. 9634 Keban Flüorit+bakır sahası
Maden işleri Genel Müdürlüğünden ihale yolu ile alınan ER. 3155511 ruhsat no'lu Sivrice-Uslu Bakır sahası

Bölgedeki 100 aşan ruhsatımızda yürütmekte olduğumuz etut ve aramaların sonucu olumlu çıkması durumunda aşağıdaki projeler de tesis yatırımına başlanması planlanmaktadır.

Elazıg-Baskil Bölgesi Bakir Projesi
Elazığ-Harput Kızıldağ bakır Projesi
Elazığ-Sivrice Bakır Projesi
Elazığ-Palu Kedek Bakır Projesi
Elazığ-Keban Bakır Projesi
EIazığ-Arıcak Bakır Projesi

Sonuç olarak şirketimiz Elazığ Bölgesindeki Kıbrıs tipi Bakır cevherleşmelerini önemsemekte, ülkemizin kalkınmasında önemli bir yer tutacak olan bakır projelerimiz birer birer ülkeye ve yöre kalkınmasına, Yönetim Kurulu Başkanımız Sn.Sebahattin YILDIZ'ın öngörüleriyle kazandırılacaktır.

Bugüne kadar gostermiş. olduğunuz yakın ilgi ve desteğe teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.


Kaynak
http://www.maden....ELAZIĞ.doc
Erişim Tarihi : 25.04.2008



TARİH: M. Ö. 7250...

Dünya milletleri daha taş ve toprak ile debelenirken Madenli, arslanlar gibi ve şakır şakır Bakır eritiyordu...

TARİH: 16 Nisan 2008...

Aradan yıllar, asırlar geçti...
Önce ''Maden'de Bakır yok'' teranesiyle planlı bir şekilde izabeyi kapatıp koskoca fabrikayı ortadan kaldırdılar!
Sonrasında ise ekonomik girdaba düşen Madenlilerin haliyle memleketlerini terk etmelerini beklediler...
Ve şimdi!
Bakır eritmek dururken çok maharetmiş gibi hazır cevheri eleyip konsantre halinde yok pahasına ihraç edebilmeyi bir iş; bir öngörü olarak sunmaya başladılar...
Vah malamıne!..


Söğüt Seramik Battı SPK İki Yılda Uyandı

İçine düştüğü zor durumdan kurtulmak için fabrikasını Söğütsen Seramik'e kiralayarak faaliyetlerine son veren Sögüt Seramik'in durumunu SPK iki yıl sonra farketti. Söğüt Seramik'i 1999 ve 2000 mali tablolalarını açıklamadığı için uyaran SPK, şirketin batış öyküsünü öğrendi.

BANKALARA olan borçları nedeniyle iflas noktasına gelen ve fabrikasını kiraya vererek borçlarını tasfiye etmeye çalışan Söğüt Seramik'te olup biteni SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) iki yıl sonra öğrendi. SPK, mevzuat gereği özel durumları hakkında gerekli açıklamaları yapmadığı için uyarma kararı aldığı Sögüt Seramik'ten, ''Artık üretim yapmıyoruz, fabrikamızı kiraya verdik'' cevabını aldı.

Okul arkadaşlıklarını iş arkadaşlığına dönüştüren Alaettin Yener ve Erdem Hamami'nin 1973 yılında kurduğu Söğüt Seramik, 90'lı yıllara kadar Türkiye'nin sayılı seramik şirketlerinden biri olarak faaliyet gösterdi. Yüzde 70'i Yener ve Hamami'nin elinde olan, yüzde 10'u 4 bin ortaklı refrektar üreticisi Sörmaş'ın, kalanı da 1600 civarında Söğütlü'nün olan Söğüt Seramik, Ortadoğu ve Avrupa'ya önemli ihracatlar yaptı. Bir dönem Türkiye'nin seramik ihracatının yüzde 30'unu gerçekleştiren şirket, 90'lı yılların ikinci yarısından itibaren zora girdi.

Kurucu ortakların Alaettin Yener'in 1998'de vefat etmesinden sonra işlerin iyice bozulmaya başladığı Söğüt Seramik, 1999 ortalarından itibaren mali kriz yaşamaya başladı. Şirketin diğer ortağı Erdem Hamami de, şirketi kiraya verdi. Daha önce Söğüt Seramik'in Karadeniz Bölgesi, Ankara ve İzmir bayiliklerini yapan Sebahattin Yıldız, Söğütsen Seramik olarak Bilecik'in Söğüt ilçesindeki fabrikayı beş yıllığına kiraladı.

SPK UYARDI

Ekim 2000'de gerçekleşen olayla birlikte Söğüt Seramik'in faaliyetleri de fiilen sona ermiş oldu. Ancak bütün bu olup bitenden haberdar edilmeyen SPK, önceki günkü toplantısında Söğüt Seramik'i uyarma kararı aldı. Çünkü şirket iki yıldan uzun süredir özel durumu kamuoyuna açıklamamış, 1999 ve 2000 yıllarına ilişkin mali tablolarını kamuya ilan etmemiş ve bu yıllarda bağımsız denetim yatırmamıştı. 2001 yılına ait mali tabloların da bağımsız denetimden geçirilmesini isteyen SPK, Söğüt Seramik'i mevzuat gereği yerine getirmesi gerekli diğer işlemler için de uyardı.

Söğüt Seramik'ten SPK'ya gönderilen açıklamada, şirketin 1999 ortalarından itibaren içine düştüğü mali kriz ve batış serüveni anlatıldı. Açıklamaya göre şirket, 1996'dan itibaren faaliyetlerini bankalardan aldığı uzun ve kısa vadeli kredilerle sürdürdü. 21 bankadan kullandığı kredi tutarı 1998 yılında 60 milyon dolara yükselen şirket, bankalardan nakit kredi alamayınca piyasadaki kredi itibarını yitirdi ve hammadde, elektrik, su ve gaz alamadı, işçilerinin ücretlerini de ödeyemedi.

Şirket 1999 ortalarından itibaren üretim yapamaz hale geldi. 1999'da işçilere borcu 3.5 milyon dolara, Botaş, TEDAŞ'a borçları 5 milyon dolara, SSK'ya borçları 3 milyon dolara ulaşan şirket, 2000 yılı başında 500 işçisinin iş akdini feshetti ve fabrika üretimi durdurdu. Senetli ve senetsiz alacaklılar şirket aleyhine 200'den fazla icra takibi başlattı. Şirketten alacaklı bir yabancı firma, Beyoğlu 1'inci Asliye Mahkemesi'nin 1999 tarihli ilamı ile şirketin iflasına hükmettirdi. Ancak daha sonra alacaklı ile yapılan görüşmeler sonucunda iflas davasından feragat ettirildi. Fabrika, yıllık üretimin yüzde 20'si karşılığında kiraya verildi. Halen şirket borçları kira bedelinden mahsup ediliyor.

Kaynak: Hürriyet Gazetesi-10 Ağustos 2002



Eti Gümüş Ucuza mı Gitti?

40 milyon dolara satılan Eti Gümüş'ün varlıklarının 29.5 milyon dolar olması 'ucuza satıldı' tartışması yarattı

RADİKAL - İSTANBUL - Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kütahya'da kurulu Eti Gümüş'ün yüzde 100 hissesinin açılan ihalede 40 milyon dolar bedelle en yüksek teklifi veren 3S Madencilik Seramik ve İnşaat Yapı Malzemeleri Dış Ticaret A.Ş.'ye satışını onayladı. Bu konudaki karar Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası'nın açıklamasında şirketin kasasında 16.5 milyon dolar, stoklarında 10 milyon dolar ve Kütahya şehir merkezinde 3 milyon dolar değerinde 90 lojmanı ve sosyal tesisi olduğu öne sürüldü. Odanın iddiasına göre şirketin toplam nakit ve nakte çevrilebilir varlığı 29.5 milyon dolar. Türkiye'deki maden mühendislerinin mesleki kuruluşu olan TMMOB ihaleyi kazanan firmanın işletmede teknik incelemede bulunmadan sadece mevcut varlığına bakarak teklif verdiği şeklinde iddialar olduğunu belirtti.

Açıklamada ayrıca 3S Madencilik Seramik ve İnşaat Yapı Malzemeleri Dış Ticaret A.Ş. olarak anılan firmanın gerçek kimliğinin, 'Söğüt Seramik Sanayi'nin isim değiştirmiş hali olan ve üç yıl önce bankalara borcu nedeniyle iflas ederek SPK'ya 'artık üretim yapamıyoruz, fabrikamızı kiraya verdik' şeklinde bildirimde bulunan 'Söğütsen Seramik' olup olmadığı da soruldu.

Konuyla ilgili iddialara açıklık getirmek üzere ulaşmaya çalıştığımız firma sahibi Sebahattin Yıldız ise telefonlarımıza yanıt vermedi. Aynı şekilde şirket yetkilileri de ısrarlı aramaları karşılıksız bıraktı.

Özelleştirme İdaresi verilerine göre granüle gümüş üreten Eti Gümüş kârlı bir şirket. Eti Gümüş 2002 yılını 17 trilyon lira net satış ve 782 milyar lira net kârla kapatmış. 2003 ilk üç ayında net satışlar 9 trilyon 590, net kâr ise 497 milyar lira olarak gerçekleşmiş.

Şirket sıfır personelle teslim edilecek

ÖİB web sitesindeki bilgiye göre şirkette 370 kişi çalışıyor. Eti Gümüş'te satış sözleşmesi, personelin kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanarak Eti Gümüş tarafından ödenmesinden sonra imzalanacak. Yani devlet, şirketi yeni sahibine sıfır personelle teslim edecek. Edinilen bilgiye göre Eti Gümüş, çalışanlarına kıdem ve ihbar tazminatı olarak 8 trilyon liraya yakın ödeme yapacak.

Bu arada ÖYK, alıcının hisse satış sözleşmesini imzalamaktan imtina etmesi veya ihale şartnamesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, geçici teminatın nakde çevrilerek ÖİB lehine irat kaydedilmesini ve ihalenin iptal edilmesini kararlaştırdı.

Kaynak: Radikal Gazetesi-27 Aralık 2003


ETİ GÜMÜŞ A.Ş.

1977 yılında 1 milyon ton tüvenan cevher işleyerek yılda 122.4 ton gümüş üretimi esasına göre projelendirilen ve ülke gümüş ihtiyacının %45'ini karşılayan tesisler, Özelleştirme İdaresince, ETİ Gümüş A.Ş.'de bulunan %100 oranındaki kamu hissesinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla açılan ihalede yapılan 8 Mayıs 2003 tarihinde nihai görüşmeler sonucunda en yüksek teklifi 40 milyon ABD doları bedelle 3S Madencilik Seramik İnşaat Yapı Malzemeleri Dış Tic. A.Ş.'ne satılmıştır.

Ancak alıcı firmanın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ihale iptal edilmiştir.

2 inci kez açılan ihale, 6 Mayıs 2004 tarihinde tamamlanmış ve en yüksek teklifi 41.200.000 ABD doları veren Söğütsen Seramik Sanayi İnşaat Madencilik İthalat İhracat A.Ş firmasında kalmıştır.

''...Eti Gümüş'ün ihalesini kazanan Söğütsen Seramik Şirketinin daha önce iflası istenmiş, uçan kuşa borçlu, daha önemlisi devlete borçlu bir şirket olduğu belirtilerek, önceki ihaleyi alan 3S Madencilik Şirketiyle Söğütsen Seramik Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Sabahattin Yıldız adında aynı kişi'' olduğu belirtilmektedir.

Daha sonra 15.06.2004 tarihinde yapılan açıklamada;

Söğütsen Seramik Sanayi İnşaat Madencilik İthalat İhracat A.Ş. firmasının ATP İnşaat ve Ticaret A.Ş. firması birlikte Eti Gümüş A.Ş.'yi satın aldığı bildirilmiştir.

Devletin sırtında yük olduğu söylenen KİT'lerden biri olan ve granüle gümüş üreten Eti Gümüş, Özelleştirme İdaresi verilerine göre de kârlı bir şirkettir. Eti Gümüş 2002 yılını 17 trilyon lira net satış ve 782 milyar lira net kârla kapatmış. 2003 ilk üç ayında net satışlar 9 trilyon 590, net kâr ise 497 milyar lira olarak gerçekleşmiştir.

Tesisler satıldığında, 18 trilyon lirayı aşkın nakit parası, 19 ton satışa hazır gümüşü, şehir merkezinde yaklaşık hizmet binaları (4 milyon ABD Doları) ve 356 çalışanı bulunmaktadır. Tesisleri satın alan şirket çalışanları kapının önüne koymuş ve yerine asgari ücretten yeni işçiler almıştır.

Kaynak: http://www.metalurji.org.tr

Bu Topraklar Bizim İçin Kutsaldır...

Bir Kızılderiliyim ve anlamıyorum... Gökyüzünü, toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilirsiniz ya da satarsınız? Bunu anlamak bizler için çok güç! Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu, halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır. Ormanlardaki ağaçların damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız! Beyazlar için durum böyle değildir. Bir beyaz ölüp yıldızlar alemine göç ettiği zaman, doğduğu topraklarını unutur. Bizim ölülerimiz ise bu toprakları unutmaz. Çünkü Kızılderili gerçek anasının toprak olduğuna inanır.

Washington'daki Büyük Beyaz Reis, bizden toprak almak istediğini yazıyor! Bu bizim için büyük bir fedakarlık olur. Büyük Beyaz Reis, bize rahat yaşayacağımız bir yerin ayrılacağını, bize babalık edeceğini, biz Kızılderililerin ise onun çocukları olacağımızı söylüyor. Bu önerinizi düşüneceğiz! Ama gene de bunun kolay olmayacağını itiraf ederim. Çünkü bu topraklar, bizim için kutsaldır. Nehirler ve ırmakların suyu, bizim için sadece akıp giden su değildir; atalarımızın kanıdır aynı zamanda. Bu toprakları size satarsak, bu suların ve toprakların kutsal olduğunu çocuklarınıza da öğretmeniz gerekecek. Biz, nehirleri ve ırmakları kardeşimiz gibi severiz! Siz de aynı sevgiyi gösterebilecek misiniz kardeşlerimize? Biliyorum, beyazlar bizim gibi düşünmezler! Beyazlar için bir parça toprağın diğerlerinden farkı yoktur. Beyaz adam topraktan istediğini almaya bakar ve sonra yoluna devam eder. Çünkü toprak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır! Beyaz adam topraktan istediğini alınca, başka serüvenlere atılır. Beyaz adam, annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir! Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlayamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde ''huzur'' ve ''barış'' yoktur! Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz. Belki bir vahşi olduğumdan anlayamıyorum ama benim ve halkım için önemli olan şeyler oldukça başka! İnsan bir su birikintisinin etrafında toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini duymadıkça, yaşamın ne değeri olur?

Bir Kızılderiliyim ve anlamıyorum!

Biz Kızılderililer, bir su birikintisinin yüzünü yalayan rüzgarın sesini ve kokusunu severiz. Çam ormanlarının kokusunu taşıyan ve yağmurlarla yıkanıp temizlenmiş meltemleri severiz. Hava önemlidir bizler için. Ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. Beyaz adam için bunun da önemi yoktur! Ancak size bu toprakları satacak olursak, havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir. Çocuklarınıza, havanın kutsal bir şey olduğunu öğretmeniz gerekir. Hem nasıl kutsal olmasın ki hava? Atalarımız doğdukları gün ilk nefeslerini bunun sayesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefeslerini de gene bu havadan almazlar mı?

Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğim! Eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var; beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı göstersin. Ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum! Yaylalarda cesetleri kokan binlerce bufalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları! Dumanlar püskürten bu demir atın bir bufalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor! Biz sadece yaşayabilmek için avladık bufaloları! Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz? Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan ölür gibi geliyor bize. Unutmayın, bugün canlıların başına gelenler yarın insanın başına gelir! Çünkü bunlar arasında bir bağ vardır.

Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir! Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır! Bildiğimiz bir gerçek daha var: Sizin Tanrı'nız bizimkinden başka bir Tanrı değil! Aynı Tanrı'nın yaratıklarıyız. Beyaz adam bir gün belki bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz Tanrı'nızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz! Ama Tanrı, hepimizi yaratan Tanrı için Kızılderili ve beyazın farkı yoktur. Ve Kızılderililer gibi Tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık, Tanrı'nın kendisine saygısızlıktır. Beyaz adamı bu topraklara getiren ve ona Kızılderili'yi boyunduruk altına alma gücünü veren Tanrı'nın kaderini anlayamıyoruz!.. Tıpkı bufaloların öldürülüşü, ormanların yakılışı, toprağın kirletilişini anlayamadığımız gibi...

Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş. Yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş! İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı başlamış olacak...

Hormonlu Yalan...

16 Nisan 2008 tarihinde havalar hoş, meydan da boş idi ve haliyle de Yıldızlar firması vira atraksiyon yapıyordu:

...şirketimiz Elazığ Bölgesindeki Kıbrıs tipi Bakır cevherleşmelerini önemsemekte, ülkemizin kalkınmasında önemli bir yer tutacak olan bakır projelerimiz birer birer ülkeye ve yöre kalkınmasına, Yönetim Kurulu Başkanımız Sn.Sebahattin YILDIZ'ın öngörüleriyle kazandırılacaktır...

Hani ne oldu? Nerede bu bay öngörü?

Tık yok!

Ee, ne diyelim...

Yaşasın
Kazandınız bu partiyi de
Oyun üstüne oyun
Mars üstüne mars yaptınız
Her elde en güç kapıları açtınız
Yok ustalığınıza diyecek
Ne güzel de geliyor zarınız
Memleket gibi hep yek
Vatan gibi düşeş
Millet gibi gele...


Yıldızlar Holding'den Açıklama...

İlan Tarihi: 09.02.2009

Şehir/Ülke: Ankara, Bilecik, Çanakkale, Eskişehir, İstanbul, Kütahya

Personel Sayısı: 1

Genel Nitelikler: Yıldızlar SSS Holding bünyemize bağlı NESKO MADEN A.Ş. İran'da ortağı olduğu Beroner A.Ş.'nin (Tahran) sevk ve idaresinde görevlendirilmek üzere Genel Müdür alımı yapılacaktır.

Kaynak: www.kariyer.net


Nesko Maden A.Ş.

Nesko Maden, gerek İran'da hissedarı olduğu Ber-oner Tehran şirketiyle Çinko ve Kurşun, gerekse Arnavutluk'ta hissedarı olduğu Ber-Alb firmasıyla bakır konsantresi üretimini sürdürmektedir.


İran Emarat Maden İşletmesi

Arak vilayet merkezinin doğusunda, 60 km mesafede bulunan Emarat köyü mevkiinde bulunmaktadır. Kuruluş tarihi oldukça eski olan bir işletmedir. Beroner Tahran Co. Şirketi adına, 12 yıllık sözleşme ile Maden işletim hakkı alınmıştır. Beroner Tahran Co. Şirketi'nin, %65 hissesi Nesko A.Ş'ye, % 35 hisse ise İranlı ortaklara aittir. Flatasyon tesisi, Emarat Maden ocağının doğusunda, 27 km mesafededir. Eskiden Fransız ve İngiliz şirketleri tarafından kurulduğu ve Humeyni rejiminin gelişiyle, en son işletmeci İngiliz şirketinin hem sahalarını hemde tesisi terk ettiği bilinmektedir. Daha sonra yerli şirketler buraları işletmeye çalışmışlardır. 2000 yılında saha sahipleri Nesko şirketi ile bağlantı kurarak, madenin ve tesisin işletmeciliğini 12 yıl süre ve %10 rödevans ile Beroner Tahran şirketine devretmişlerdir. Tesis kapasitesi 450-500 ton/gündür.


Arnavutluk Munella Maden İşletmesi

Maden ocağı, Arnavutluk'un kuzey dağlık bölgesinde Puka vilayeti, Fusharres ilçesi sınırları içersinde bulunmaktadır. Maden, yüksekliği 2000mt ulaşan Munella dağından ismini almıştır. 2001 yılında Ber-Oner Albania A.Ş kurularak sahaların işletme hakkı 30 yıllığına devletten devir alınmıştır. Flotasyon Tesisi, Puka vilayeti, Fusharres ilçesi sınırları içersinde bulunmaktadır. İlçeye uzaklığı 1,5 km dir. Flotasyon tesisinin kapasite arttırma çalışmaları devam etmektedir. 2008 yılında tesis işleme kapasitesi 250.000 ton/yıl, 2009 yılında ise 500.000 ton/yıl seviyesine çıkarılacaktır.


Bu bilgiler ışığında şimdi ''Harput'un altı Bakır / Yosmam gözlerin çakır / O çakır gözlerine / Kurban olsun bu fakir...'' türküsünü söylemenin tam zamanıdır...

Yıldızlar Holding'den Açıklama...

BAKIR YATIRIMI GÜMÜŞHACIKÖY'E KAYABİLİR...

Vezirköprü TSO Başkanı Sadık EDİS, Havza, Merzifon ve ilçemiz sınırları içersinde YILDIZLAR Holdinge bağlı YILDIZ Bakır Madencilik Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan ''Bakır Zenginleştirme İzabe Tesisi ve Atık Depolama Alanı'' kurulması çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. %0,4 oranında düşük tenorlu bakır madeninin bulunduğu bölgede yatırım planlayan YILDIZLAR Holding aynı zamanda Ergani Bakır, Eti Gümüş ve Söğüt Seramik gibi kuruluşları da bünyesinde barındırıyor. Teknik açıdan hemşerimiz Endüstri Mühendisi Ahmet DURSUNOĞLU'nun söz konusu yatırımı ilçemiz adına yakından takip ettiğini ve bazı gelişmeleri kendisiyle paylaştığını kaydeden EDİS, yatırım hakkında açıklamalar yaptı.

Yıldızlar Bakır Madencilik A.Ş. nin ilk etapta 275 litre/saniye su talebiyle DSİ'ye başvurduğu anacak DSİ tarafından bölgede içme suyu amaçlı yeni bir barajın Bakırçay üzerinde planlama çalışmalarının devam etmesi sebebi ile bu talebin olumsuz karşılandığı bilinmektedir. Buna karşın Yıldızlar Bakır Madencilik A.Ş. 11.02.2008 tarihinde DSİ'ye ikinci kez başvurarak; tesisin su ihtiyacının 86 litre/saniye'ye düşürüldüğünü, bunun 36 litre/saniye'sinin Merzifon Belediyesince karşılanacağını belirtmiş ve geri kalan miktar olan 50litre/saniye'lik kısmın Bakırçay'dan ve yer altı sularından temini yönünde izin talebini yinelemiştir. Şirketin bu ikinci talebi de DSİ'nin 25.02.2008 tarihli yazısı ile bölgede yer altı su seviyesinin çok düştüğü, bu nedenle verilen bazı kuyu ruhsatlarının iptal edildiği ve yeni kuyu ruhsatı verilmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu şartlar altında yatırımcı şirketin fabrikayı Gümüşhacıköy'e kaydırmayı planladığına değinen EDİS, konuyu bundan sonrada hemşerimiz End. Müh. Ahmet DURSUNOĞLU kanalıyla teknik açıdan takip edeceklerini sözlerine ekledi.

Tesisin su ihtiyacı konusunun kendilerini de kaygılandırdığını ancak Vezirköprü'nün ekonomik hayatına muhtemel etkileri açısından Vezirköprü TSO olarak yatırıma büyük önem verdiklerini hatırlatan EDİS, ''1970 li yıllardı Samsun'da kurulan Karadeniz Bakır İşletmeleri A.Ş.'nin Samsun'da sanayinin oluşumuna ve gelişimine sağladığı katkılar ortadadır. Bu şartlar altında yatırıma su kaynaklarını kirletmemesi ve gerekli arıtma sistemlerinin oluşturulması şartıyla destek veriyoruz'' dedi...

Kaynak: www.vezirkopruozlem.net



Seçim kumpanyası bittiğine göre, şimdi yine bu bilgiler ışığında ''Harput'un altı Bakır / Yosmam gözlerin çakır / O çakır gözlerine / Kurban olsun bu fakir...'' türküsü söylenmeye devam edilebilir...

Yoksa yine mi Akkoyunlu Metodu?..

Unutmadık; aynen şöyle demişlerdi...

"Bizim amacımız beş ay sonra bu tesisin üretime başlaması. İlk etapta tesisimizde düşük tenorlü konsantre üretip satacağız. Halen bölgede araştırmalarımız sürüyor. Bölgede Osmanlı döneminde yapılan üretim ile Osmanlı'nın borçlarını ödeyecek kadar üretim yapıldığını tarihi belgelerden öğrendik. Böylesine zengin bir bölgede mutlaka yeni ve zengin damarlar bulacağımıza inanıyoruz. Halen tespit ettiğimiz bazı damarlarda bulunan bakır cevherinin tenor oranlarını araştırıyoruz. Beklentilerimiz olumlu. Tabii, ki bunu zaman gösterecek. Zengin tenorlü bakır cevheri bulmamız durumunda tesislerimiz bünyesinde izabe tesislerini de kurarak çalışmalarımızı artıracağız. Tabii ki tesisimiz üretme açıldığı zaman bölgede istihdam alanında önemli bir girişimimiz olacak"

Basın yoluyla yapılan bu propagandanın üzerinden tam bir yıl geçti...

Şimdi bizler ''nereye varacak bu işlerin sonu?'' diye merak ediyor ve memleketin istikbalinden endişe ederek haliyle soruyoruz:

Yoksa yine mi Akkoyunlu Metodu ?.. 

Araştırma Kategorileri
Twitter - @BAKIRSPOR